Evrimin Kanıtı ve Bilim Dallarının Katkısı

Evrim olayı laboratuvarda kanıtlanamamaktadır. Bu nedenle evrimciler çeşitli bilim dallarının verilerini evrime kanıt oluşturacak şekilde yorumlama yoluna gitmişlerdir.

1- Paleontoloji (fosil bilimi)’nin verileri

Canlılar öldüklerinde genellikle tamamen çürürler, fosilleşme nadiren olur. Fosilleşmenin olabilmesi için, organizma ölüsünün biyolojik, fiziksel ve kimyasal tahrip edicilerden korunması gerekir. Lavlar, reçine ve buzullar fosil oluşumu için en uygun ortamlardır. Fosiller canlıların kemiği, dişi, kabuğu, çeşitli organları veya yaşantılarıyla ilgili izleri taşıyan kalıplar şeklinde olabilir. Jeolojik katmanlar içinde bulunan fosillerden genel olarak en alttakiler, üst katmanlardakinden daha yaşlıdır. Fosil araştırmalarında genellikle alt katmanlarda basit canlıların fosillerinin bulunduğu, üst katmanlara doğru gidildikçe daha kompleks canlıların fosillerinin bulunduğu gözlenmiştir. Evrimciler bu gözlemi, canlıların milyarlarca yıl içinde basit yapılılardan kompleks yapılılara doğru evrimleştiği şeklinde yorumlarlar.

2- Yapay seçilimden elde edilen veriler

Her bir popülasyon kalıtsal yapısı farklı birçok bireyden oluşur. İnsanlar binlerce yıldan beri bu kalıtsal çeşitliliği kullanarak kendilerine en çok yarar sağlayan bitki ve hayvan soyları elde etmişlerdir.

Bu durumu istenilen kalıtsal özellikleri taşıyan bitki ve hayvanları seçip kendi aralarında üreterek başarmışlardır. Bu olaya yapay seçilim (seçmeli üretim) denir. Günümüzde genetik bilgilerin ışığı altında yapılan seçmeli üretim metodu hayvan ve bitki ıslahı şeklinde devam etmektedir. Bu çalışmalarla, amaca uygun olarak; daha fazla et ve süt veren sığır tipleri, çok sayıda yumurta veren tavuk tipleri, çok sayıda köpek çeşidi, çekirdeksiz meyve veren bazı bitki tipleri gibi yararlı soylar (alt türler)
elde edilmiştir. Bu yöndeki çalışmalar halen devam etmektedir.

Evrimciler binlerce yılda alt türlerin yapay seçilimle oluşmasını, milyonlarca yılda doğal seçilimle farklı türlerin oluştuğuna kanıt olarak değerlendirirler.

3- Sınıflandırma biliminin verileri

Canlılar, özelliklerine göre küçük basamaktan büyük basamağa doğru tür, cins, familya, takım, sınıf, şube ve alem denilen birimlere alınarak sınışandırılır. Ortak özellikler, küçük basamaktan büyük basamağa doğru gidildikçe azalır. Bu durum sistematik akrabalık olarak tanımlanır.

Evrimciler, canlılar arasında sistematik yönden akrabalık ilişkisi kurulabilmesinin temelinde, canlıların filogenetik yönden akraba (evrimsel akrabalık = kök akrabalığı) olmasının yattığını ileri sürdüklerinden,
bu durumu evrimin kanıtı olarak yorumlarlar.

4- Embriyolojinin verileri

Her canlı embriyosu, gelişimi sırasında çeşitli evreler geçirir. Evrimciler bunu “ontogeni (embriyo gelişimi), filogeninin (evrimsel gelişimin) özetidir” şeklinde ifade ederler. Örneğin hayvanlar önce bir hücreden oluşan zigot evresi, sonra da sırasıyla 2,4,8… blastomerli evreler, blastula evresi, gastrula evresi ve organlaşma evresi geçirir.

Evrimciler bunları evrimsel gelişmenin kısa bir tekrarı olarak ele alırlar. Evrimciler, erginde bulunmadığı halde embriyoda meydana gelen organları da evrimsel akrabalığın bir kanıtı olarak düşünürler. Örneğin tüm omurgalı hayvan embriyolarının ilk evrelerinde yutak bölgesinde solungaç yarıkları adı verilen yapılar oluşur. Buna dayanarak evrimciler insanın, solungaç solunumu yapan atalardan gelmiş olduğunu düşünürler.

5- Biyokimyasal veriler

Canlıların aynı veya benzer kimyasal maddelerden oluşması evrimcilerce evrimin kanıtı olarak düşünülür. Örneğin bütün canlılar C, H, O, N, P, S, Mg gibi elementlerden oluşan, proteinler, nükleik asitler, yağlar, karbonhidratlar vb. maddelerden oluşur.

Canlıların evrimsel akrabalık derecelerini belirlemek için proteinlerin çökeltilmesi testleri denilen bir uygulamadan yararlanılır. Bu uygulama ile kan serumundaki proteinlerin farklı türlerdeki benzerlik derecesi antijen-antikor tepkimeleriyle ölçülür.

Örneğin tavşan gibi bir deney hayvanına, denenecek bir canlının (örneğin insanın) kan serumu enjekte edilir. Tavşanın plazma hücreleri, insanın kanındaki antijenlere karşı özgül antikorlar meydana getirerek tepki gösterir. Bundan sonra tavşandan kan alınıp pıhtılaşması sağlanarak antikorları içeren kan serumu elde edilir. Bu kan serumu insandan alınacak kana damlatılırsa antijen-antikor ilişkisi nedeniyle belirgin bir çökelme (aglütinasyon meydana gelir. Bu kan serumu bazı hayvanlardan alınabilecek kan örneklerine damlatılırsa, aynı şekilde antijen-antikor ilişkisiyle çökelmeler meydana gelir. Bu çalışmada çökelme miktarı insanın proteinleri ile bu hayvanların proteinleri arasındaki benzerliğin ölçüsünü verir.

Proteinlerdeki amino asitlerin sırasının ve yerinin belirlenmesi, kan proteinlerindeki, hormonlardaki, enzimlerdeki ve diğer proteinlerdeki benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarır. Boşaltım organlarından atılan son ürünler de metabolizma işlevleriyle, dolayısıyla enzimler ve genlerle ilişkilidir.

Sonuç olarak evrimciler, bütün canlılarda birbirine benzeyen kimyasal maddelerin bulunmasını, bu canlıların ortak bir atadan evrimleşme sonucunda türediği şeklinde yorumlarlar. Benzerliklerin azlığını ve çokluğunu da şöyle açıklarlar: Benzerlikler az ise bu canlılar uzak bir geçmişte, benzerlikler fazla ise yakın bir geçmişte ortak bir köke (ataya) sahiptirler.

6- Sitoloji ve genetikten elde edilen veriler

Bütün canlılar hücrelerden oluşur. Hücreler yapısal ve işlevsel yönlerden birbirine benzer. Birçok canlının hücrelerinde aynı işlevlere sahip enzimlerin ve hormonların üretimini sağlayan genler vardır. Tüm canlılar hücrelerinde enerji maddesi olarak ATP üretip tüketir. Kalıtsal özelliklerini hücrelerindeki DNA larıyla sonraki kuşaklara iletir. Evrimciler bu benzerlikleri evrime kanıt olarak yorumlarlar.

7- Morfolojinin verileri

Çeşitli canlı türlerinin doku ve organları, kökenleri bakımından ele alındığında homolog ve analog organlar olmak üzere iki gruba ayrılır. Homolog organ, embriyonik kökenleri aynı olan, aynı veya değişik işler görebilen organlardır. Örneğin yarasanın kanadı, balinanın ön yüzgeçleri, insanın kolları homolog organlardır. Evrimcilere göre, ortak ataların yaşadığı koşullar değişmiş, farklı koşullardaki canlılar oralara uyum sağladıkları için bu organlar farklılaşmıştır. Bu görüşten hareket
ederek evrimciler homolog organların varlığını evrime kanıt olarak yorumlarlar.

Analog organ, embriyonik kökenleri farklı olduğu halde görevleri aynı olan organlardır. Örneğin kuşların kanatları ile böceklerin kanatları analog organlardır. Evrimciler bu durumu, canlıların bazılarının evrimsel süreç içinde birbirine bağımlı olmadan geliştiklerinin göstergesi olarak yorumlarlar.

Evrimciler bazı organ ve yapıların körelmiş veya iz halinde kalmış olduğunu düşünerek bunları evrime kanıt olarak yorumlarlar. Evrimcilere göre, bir organizma grubunda körelmiş olan yapıların başka bir organizma grubunda tam gelişmiş olması o iki grup arasında evrimsel akrabalık olduğunu gösterir. Örneğin insanda körbağırsak ve apendiks böyle körelmiş organlardır. Oysa körbağırsak otçul memelilerde büyük bir kese şeklinde, kuşlarda çok uzun ve iki tane olarak bulunmaktadır. Evrimciler bu görüşten hareket ederek, insanın ot ile beslenen atalardan gelmiş olabileceğini düşünürler.

8- Fizyolojinin verileri

Canlılarda hücre, doku ve organların çalışma şekilleri de birbirine benzer. Evrimciler bu benzerlikleri de evrime kanıt olarak yorumlarlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here