Embriyonik Gelişim Basamakları

Döllenme olayının döllenme borusunda meydana gelmesinin ardından zigot ard arda mitoz bölünmeye uğrayarak çok hücreli bir embriyo meydana gelmektedir. Embriyonun gelişim sürecini tamamlamasıyla yeni bir birey meydana gelir. Zigot sürecinden başlayıp yeni bir bireyin meydana gelmesiyle sonuçlanan olayların tümüne gelişim basamakları denilmektedir. Embriyonun gelişim basamakları 3 aşamadan oluşmaktadır.

Embriyonik Gelişim Basamakları

  • Segmentasyon
  • Gastrulasyon
  • Farklılaşma ve Organogenez

Segmentasyon

  • Yumurta hücresi spermle döllenme olayını gerçekleştirmesinin ardından zigot meydana gelir. Zigot daha sonra bizi dizi mitoz bölünme geçirerek hücre sayısını arttırır. Bu bölünmelerin tümüne segmentasyon denilmektedir.
  • Segmentasyon evresinde herhangi bir hücre büyümesi meydana gelmez.
  • Segmentasyon olayında zigot hacmi azalan küçük yeni hücreler oluşturarak yeni hücrelere bölünür.
  • Segmentasyon sonucu meydana gelen hücrelere blastomer denilmektedir.
  • İlk blastomer zigotta meydana gelir. Zigotta ilk mitozun gerçekleşmesi ile iki blastomerli bir yapı oluşur.

  • Zigotta meydana gelen 2 blastomer tekrar tekrar bölünerek 4, 8, 16, 32 şeklinde artarak hücre topluluğunu meydana getirir.
  • Blastomer sonucu oluşan aynı büyüklükteki ve aynı kalıtsal özelliklere sahip dut görünümündeki hücre topluluğuna morula denilmektedir.
  • Morula evresinde yer alan bir embriyo, görünürde çok sayıda hücreye sahip olsada blastomerdeki toplam madde miktarı zigottakinden daha azdır. Çünkü zigot büyüme göstermeden bölünmekte olduğu için ve zigotun yapısında bulunan vitellusun (besin maddesinin) bölünmeler esnasında enerji elde etmek için kullanılmasıdır. Embriyo kütlesi döl yatağına yapışması ile artmaya başlamaktadır.
  • İlk bölünmelerin gerçekleşmesi ile birlikte hücre sayısı artar ve hücreler kenarlara doğru göç etmeye başlar. Bu hücre topluluğunun içerisinde, içi özel bir tür sıvıyla doku olan bir boşluk meydana gelir. Meydana gelen bu boşluğa blastula boşluğu denilmektedir. Blastula boşluğu blastosöl adı ile de anılmaktadır.

  • Dış kısımdan tek sıralı hücre tabakası ile çevrili olan ve içi sıvı dolu bir küreyi andıran bu embriyo evresine blastula denilmektedir. Blastula evresinde farklılaşma gerçekleşmemektedir. Emribyonik gelişim evresinin blastula evresinde hücre çevresi ile temas halinde bulunduğu için gaz alış verişi kolaylıkla gerçekleşir.
  • Embriyo, blastula evresinde döl yatağına tutunmak için hazır halde bulunmaktadır. Döl yatağına tutunmuş zigot yeterince geliştikten sonra blastosite dönüşmektedir. Blastosit haline gelmiş hücre topluluklarının her bir hücresine embriyonal kök hücre denilmektedir. Bu tür kök hücreler gerekli durumlarda hücre kültüründe kullanılmak, bilimsel deney ve gözlemler için kullanılmaktadır.

Gastrulasyon

  • Blastula evresinden geçen bir grup hücre içe doğru çökmeye başlar. Bu çökme işlemi ile birlikte ilk sindirim boşluğu arkenteron oluşur. Arketonların oluşumu sonucu embriyo artık iki tabakalı olur. Embriyonun dış kısmında ektoderm iç kısımda ise hücre çöküntülerinden kaynaklanan ikinci bir tabaka olan endoderm bulunmaktadır.
  • Ektoderm ve endoderm tabakalarından ayrılan bazı hücreler farklılaşarak üçüncü tabaka olan mezodermi oluşturmaktadırlar.

  • Mezoderm gelişmesiyle oluşan ikinci vücut (karın) boşluğuna sölom denilmektedir. Sölom farklı biyoloji kaynaklarında gastrosöl olarakta adlandırılmaktadır.
  • Bu evredeki yapıya gastrula denilmektedir. Gastrula oluşumuna ise gasrulasyon (tabakalaşma) denilmektedir. Sünger ve sölenter canlı grupları ektoderm ve endoderm tabakalarından oluşmaktadır. Bu canlı gruplarında mezoderm tabakası bulunmamaktadır. Yassı solucanlardan itibaren diğer tüm canlı gruplarında mezoderm tabakası bulunmaktadır.

Farklılaşma ve Organogenez

  • Gastrula evresinde en belirgin olarak yaşanan olaylar, organizmanın tüm doku, organ ve sistemlerini oluşturan embriyo tabakalarının meydana gelmesidir. Bu endoderm, ekzoderm ve mezoderm tabakalarının farklılaşması sonucu doku ve organları taslakları oluşur. Gebelik sürecinin ilk üç ay diliminde meydana gelen bu olaya organogenez denilmektedir.
  • Organogenez evresinin süreci değişen gen aktiviteleri, hücrelerin göç etmesi, hücrelerin aralarındaki kümeleşme ve karşılıklı etkileşimleri ile meydana gelmektedir. Bu evrede meydana gelen olaylarla hücrelerin şekillerin değişiklikler gözlenir.
  • Organogenezin ilk süreçlerin embriyonik tabakalar daha küçük hücre topluluklarına ayrılır. Bu hücre toplulukları genlerin kontrolüyle belirli doku ve organları meydana getirir.
  • El ve ayak gibi organların oluşmasında rol alan bu hücre topluluklarının bir kısmı çoğalmaya devam ederken bir kısmı ise ölerek organın şekil kazanmasını sağlamaktadır. Farklılaşma gösteren ilk yapılar beyin ve sinir sistemleridir.
  • Biz insaların embriyosunun gelişme sürecinde embriyoyu korumak, gaz alış-verişini düzenlemek, beslenmeyi sağlamak ve oluşan atıkların dışarı atılmasını sağlamak için embriyonik zarlar olarak nitelendirilen yapılar oluşmuştur. Embriyonik zarlar ve görevleri aşağıda sizler ayrı başlıklar şeklinde ele aldık.

Embriyonik Zarlar ve Görevleri

 

Amniyon

Embriyonun en iç yüzeyinde bulunan zardır. Bu zar yapısında bulunan keselerin içerisinde amniyon sıvısı bulunmaktadır. Amniyon sıvısının görevi, embriyoyu darbelere karşı ve sarsıntıların yaşanması durumunda korumaktır. Ayrıca amniyon sıvısı ile embriyo kurumamaktadır.

Vitellus Kesesi

Embriyon gelişimi ihtiyaç duyulan besin maddelerinin (vitellus) depo edildiği kesedir. İnsanların embriyolarında kılcal damarla kaplı plasenta oluşmaktadır. Embriyo bu plesenta sayesinde beslenir. Bu nedenle vitellus miktarı oldukça azdır.

Plesenta; Besinlerin, solunum gazlarının ve boşaltım atıklarının embriyo ile anne arasındaki alış verişini sağlamaktadır. Embriyo plasentaya göbek bağı ile bağlıdır. Amniyon zarının kenar kısımları bir araya gelerek göbek bağını oluşturmaktadır. Bu oluşuma vitellus kesesi ve allantoyis katılır. Göbek bağında 2 atardamar ve bir adette toplar damar bulunmaktadır.

Allantoyis

Plesantalı memeli canlılar dışında kalan diğer canlı türlerinin embriyolarında meydana gelen atıkları depo etmek ve kariyon ile birlikte gaz alış verişini sağlayan zardır. İnsan embriyosundaki atık maddeler göbek bağı atılmaktadır. Bu nedenle allantoyisler göbek bağının oluşumuna katılmaktadır. Zamanla körelerek kaybolur.

Koriyon

Embriyonun tüm zarlarını en dıştan saran koruyucu zar yapıdır. Kariyon allantoyis ile birlikte gaz alış verişinde görev almaktadır. Kariyon, döl yatağıan ince uzantılar oluşturarak plasentanın yapısına katılmaktadır.

Embriyonik Büyüme ve Gelişme

  • Embriyonik gelişme süreçlerinde yapısal farklılaşmalar çok hızlı gerçekleşmektedir.
  • 4. hafta insan embriyosu 5 mm olmasına rağmen omurgalı embriyosu olarak bilinmektedir. Organ sistemleri şekillenmeye başlar. Bunu bir örnek ile açıklayacak olursak, kalp oluşmunu gerçekleşir ve kollar ile bacaklar oluşur.
  • 6. hafta sonuna doğru 12 mm uzunluğuna varan embriyo baş kısmı iyice farklılaşır. Kol ve bacak kısımları dışarı kısma doğru büyür.
  • 8. hafta embriyo 25 mm büyüklüğüne ulaşmıştır. Göz kulak ve burun gibi yapıların taslakları iyice tanınacak hale gelmiştir. Yüz hatları iyice belirgin hale gelir. ilk ayak oluşur ve onun ardından el parmakları meydana gelir. İnsan embriyosu bu evrede tanınabilir ve ayırt edilebilir. sekizinci hafta ile birlikte embriyo fetüs adını alır. Fetüse cenin‘de denilmektedir.
  • 3. ayın içerisinde fetüsün saçları ve tırnakları oluşmaya başlar. Gebeliğin bu evresinde cinsiyet belli olur. Embriyo 75 mm büyüklüğüne ulaşır.
  • 4. ayında insan fetüsü ergin bir insan yüzünün şekline sahip olur.
  • 6. ayda kaşlar ve kirpikler ortaya çıkar
  • 7. ayda fetüs kırışık ve buruşuk derilidir.
  • 8. ayda deri altına yağ depoladığı için erginlikteki halini alır.
  • Gelişme doğumu ve doğumdan sonra erginleşme süreci devam eder. Fetüsün döl yatağında gelişim süreci ortalam olarak 280 gündür. Bu süre zarfı dolduktan sonra fetüs döl yatağından dışarı atılır.
  • Doğumun gerçekleşmesinde yumurtalık, hipofiz bezi ve plasenta
    hormonlarının rolü vardır. Hipofizden salgılanan oksitosin hormonu döl
    yatağı kaslarının kasılmasını uyarır. Bu durumda hamileler doğum sancısı
    çekmeye başlar. Fetüs, kasılan rahim kasları sayesinde başı önde
    olacak şekilde vajinaya doğru itilir. Bu sırada amniyon zarı
    parçalanır ve içindeki sıvı boşalarak doğum kanalını kayganlaştırır.
  • Gittikçe sıklaşan doğum sancıları sırasında fetüs vajinadan dışarı
    çıkar ve doğum gerçekleşir. Fetüse bağlı göbek kordonu kesilip bağ-
    lanır. Doğumdan sonra döl yatağındaki kas hareketleri bir süre daha
    devam eder ve eş denilen plasenta kalıntıları ve dış embriyonik zarlar
    dışarı atılır. Doğum sonrası döl yatağı küçülerek eski hâlini alır.

Embriyonik Gelişim Basamakları – PDF

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
buraya adınızı giriniz