Canlıların Sınıflandırılması

Sınışandırma bilimi taksonomidir. İlk sınışandırma Aristo tarafından yapılan basit (ampirik) sınışandırmadır.

Basit sınışandırmada; Canlının yaşadığı ortam ve dış görünüşü dikkate alınmıştır.

Örnek: Karada, havada ve suda yaşayanlar.
Otlar, çalılar ve ağaçlar

Bilimsel (Doğal=Filogenetik) Sınışandırma:

Canlıların evrimsel gelişmişlikleri akrabalık dereceleri ve köken (orjin) birliği dikkate alınarak yapılan sınışandırmadır.

Bilimsel Sınışandırmada: Protein benzerliği, Fizyolojik benzerlik, Embriyolojik benzerlik, Homolog organlar dikkate alınır.Homolog organ, görev ve şekilleri farklı, yapıları aynı olan organlara denir.

Örnek: Atın ayağı – insanın kolu
Örnek: Yarasanın kanadı – balinanın yüzgeci

Bilimsel sınıflandırmanın dikkate almadıkları: Kromozom sayısı, Canlının dış görünüşü, Canlının yaşadığı ortam, Analog organdır. anolog Organ, görev ve şekilleri aynı yapıları farklı olan organlara denir.

Örnek: Kuşun kanadı – Kelebeğin kanadı.

Sistematik Birimler:

Tür – Cins – Familya – Takım – Sınıf – Şube – Alem.

Tür: Birbirleriyle çiftleşebilen ve verimli oğul döller verebilen canlılara denir. Tür iki isimle, diğer sistematik birimler bir isimle adlandırılır.

Akrabalık belirlemede tanımlayıcı tür adları dikkate alınmaz.

Canlıların gelişiminde ilk önce en büyük sistematik birim, en son en küçük sistematik birim ortaya çıkar.

MONERALAR

1) BAKTERİLER

  • Hücre çeperleri vardır. (protein ve karbonhidrat içerikli)
  • Hücre zarı ve sitoplazma var.
  • DNA ve RNA vardır.
  • DNA’larının etrafında protein kılıf yoktur.
  • Ribozom dışında organelleri yoktur.
  • Birçoğu hareketlidir. Hareketlerini şajel denilen yapılarla gerçekleştirirler.
  • Kapsüllü olanları vardır. (Genellikle patojen (hastalık yapan) olanlar)
  • Endospor oluşturanları vardır.
  • Endospor: Kötü çevre şartlarına karşı sitoplazmik su oranını düşürerek kazandıkları korunma şeklidir.
  • Sayısal artışlarını eşeysiz üreme ile yaparlar.
  • Genetik çeşitliliği eşeyli üreme ile yaparlar.
  • Sınıflandırılırlar.

Bakterilerde Eşeysiz Üreme:

Amitoz bölünme ile olur. DNA eşlenmesini sitoplazma bölünmesi takip eder. Sayısal artış olur.

Bakterilerde Eşeyli Üreme:

Sayısal artış olmaz. Değişen çevre şartlarına karşı uyum gücünü artırmak için genetik çeşitlilik artırılır. Mayoz bölünme ve döllenme görülmez.

a) Konjugasyon:

Tek yönlü gen aktarımı vardır. Sayısal artış olmaz. Sadece birinin genetik yapısı değişir. Farklı bakteri türleri arasında görülebilir.

b) Transformasyon: Canlı bir bakterinin cansız ortamdaki genetik materyali hücre içine alarak genetik yapısını zenginleştirmesidir.

c) Transdüksiyon: Virüsler aracılığı ile bir bakteriden başka bir bakteriye genetik madde aktarımının yapılmasıdır.

Bakterilerin Sınıflandırılması

  1. Yaşamlarına Göre Bakteriler: Ototrof ve Heterotrof
  2. Solunumlarına Göre Bakteriler: Aerob (O2’li solunum), Anaerob (O2’siz solunum), Aerob ve Anaerob (Oksijenli ve oksijensiz solunum)
  3. Şekillerine Göre Bakteriler: Yuvarlak (Coccus), Çubuk (Bacillus), Spiral (Spirillum), Virgül (Vibrio)
  4. Boyanmalarına Göre Bakteriler: Bakterilerin çeperleri gram boyası tutma özelliğine sahiptir. Gram boyası tutan bakterilerin çeperleri kalındır. (Pozitif). Gram boyası tutmayan bakterilerin çeperleri incedir. (Negatif) Bazı bakterilerin çeperleri insan ve hayvanlarda toksik etki yapar.

Bakterilerin faydaları:

Atmosfer azotunun kullanılabilir hale gelmesinde rolleri vardır. Madde döngüsünde görev alırlar. Bazı vitaminlerin sentezinde görev alırlar. Selüloz sindiriminde görev alırlar. Endüstriyel alanda bazı enzim ve hormonlar, aseton, laktik asit gibi maddeleri gen tranfer edilerek sentezleyebilirler. Örtü, iplik, halat gibi tekstil ürünlerinin yapımında kullanılan keten ve kendirin sıkı selüloz fibrillerini birbirine bağlayan pektinin parçalanıp fibrillerin yumuşatılmasını sağlar. Deri ve tütünün işlenmesinde görev alırlar. Gıda sanayinde kullanılır. Biyolojik mücadelede kullanılır. İlaç sanayinde kullanılır.

2) Mavi yeşil algler (Siyanobakteriler)

Klorofilleri sitoplazmada dağınık halde bulunur. Fotosontezde hidrojen kaynağı olarak su kullanırlar. Oksijen üretirler. Atmosferin serbest azotunu kullanılabilir hale getirirler. Bir hücrelidirler. Bölünerek çoğalırlar. Glikolipitden oluşmuş hücre çeperleri vardır. Birçoğu içerdikleri gaz kabarcıkları sayesinde su yüzeyinde kalırlar. Toprak, tatlı su ve denizlerde yaygın olarak bulunurlar.

3) Arkealar

Arkeler, kaynayan jeotermal kaynaklardan, yanardağ bacalarının etrafına, derin deniz termal çukurlarından, tuz göllerine, yüksek asit ve yüksek bazik özelliğe sahip sular ve topraklara kadar ekstrem şartlarda yaşayabilen canlılardır. Hücre zarlarında bulunan lipidlerde eter bağı bulunur. Hücre zarındaki lipidler dallanma gösterir. Hücre çeperlerinde peptidoglikan yoktur. Çekirdekleri yok. Zarlı organelleri yok. DNA’ları histon tipi proteinlerle sarılıdır. Ribozomu oluşturan alt birim bakterilerdeki gibidir. Ribozomu oluşturan protein bakterilerden farklıdır. Halkasal DNA içerir. Birçok archea anaerobiktir. (oksijensiz solunum yapar) Birçok archea kemoototroftur.

Arkealar :

Metanojenler: Metanojenler oksijen bakımından fakir olan bataklık ve benzeri alanlarda yaşarlar. Oksijensiz solunum yaparlar. Bazı türleri selüloz fermente eden otçulların sindirim sisteminde yaşar.

Kserofitler: Kurak ortamlara dayanıklıdır.

Holofitler: Tuz oranı yüksek olan ortamlarda yaşarlar. Yaşamları için sudaki sodyum oranı belirli değerin üzerinde olmalıdır. Sodyum yeterli olmadığında ise hücre çeperi parçalanır. Suyun rengi mor renk olur. Örneğin. Tuz Gölü’nde bazı dönemlerde bu görüntü ortaya çıkar.

Termofitler: Yüksek sıcaklığa dayanıklıdırlar. 50°C – 105°C ve daha yüksek sıcaklıktaki yanardağ bacalarının etrafında ve derin deniz termal çukurlarında gelişme gösterebilirler.

Psikofitler: Düşük sıcaklığa dayanıklıdırlar. Üyelerinin % 80’ın-dan fazlası sıcaklığı 5°C’nin altındaki alanlarda yaşar.
Soğuk seven arkea türleri nedredeyse suyun donma noktasındaki yaşam şartlarına direnç gösterir. Bu şartlarda yaşayabilmek için enzim aktivitelerini, hücre akışkanlığını, protein yapısını, besin maddelerinin ve ürünlerinin hücreye giriş çıkışını değiştirebilirler.

Arkelerin Biyolojik ve Ekonomik Önemi

Arkeler, özellike ılıman şartlarda yaşayan bakterilerin yaşayamadığı koşullarda yaşayabilirler ve bozulmadan kalabilen dirençli enzimlere sahiptir. Bu enzimler, endüstride pek çok tepkinin gerçekleşmesinde, atık metallerin zehirli özelliklerinin azaltılmasında, kalitesi düşük metal cevherlerinin biyolojik yollarla kullanılabilir. hale getirilmesinde kullanılmaktadır.

Metallerin bulaşması ile kirlenmiş suların yeniden kullanılabilir hale getirilmesinde boya endüstrisinin anaerobik arıtma tanklarında bulunan atık suyun yeniden temizlenmesinde de arkelerden yararlanılmaya başlanmıştır. Çiftliklerde, çöpler ve hayvan güberisi üzerinde gelişebilen metanojen arkeler ise biyogaz olarak adlandırdığımız metan gazını oluştrur. Otçul canlıların bağırsaklarında selüloz sindiriminde de etkilidir.

ÖKARYOTLAR

1) PROTİSTALAR

Genel olarak bir hücrelidirler, bazı türleri çok hücrelidir. Ototrof – heterotrof yaşam görülür. Eşeysiz ve eşeyli üreme görülür. Parazit olanları vardır.

a) Kamçılılar:

Örnek: Trypanosoma üyeleri.

Bir hücrelidirler. Çoğunlukla bitki ve hayvanların içerisinde simbiyotik yaşam gösterirken bazılarıda sularda serbest yaşam gösterirler. Termitlerin (beyaz karınca) bağırsağında selüloz sindiriminde görev alanları vardır. (Zorunlu yararlı birliktelik)Bazıları hastalık yapar.

Örnek: Trypanosoma gambiense

‘Afrika uyku hastalağını’ yapar. Bir çok Trypanosoma üyesi konaklarının kanında yaşayarak orada çoğalır ve metabolizma ürünü olarak oluşan zehirli maddelerini kana verirler. Bu zehirli maddeler sinir sisteminde bozukluğa neden olur. Trypanosoma üyeleri konaktan konağa, kan emen çeçe sineği tarafından yayılır. Çeçe sineği hastalık taşıyan hayvandan kan emdiği zaman bir miktar trypanosoma sineğin bağırsağına geçer, bağırsakta çoğalan parazit çeçe sineğinin tükrük bezine yerleşir. Çeçe sineği konağını ısırdığında parazit konağa geçer.

Örnek: Öglena

hücrelidirler. Kamçıları var. Kloroplastı vardır. (ototrof özellik)Gerektiğinde dışarıdan hazır besin alır (heterotrof). Eşeysiz üreme ile çoğalır (boyuna bölünme ile). Işık algılayan reseptör molekülleri vardır. Kontraktil kofulları var. Azotlu atığı amonyaktır.

b) Kök Ayaklılar (Yalancı ayaklılar):

Örnek: Amip

Bir hücrelidirler. Eşeysiz üreme görülür. Bölünerek çoğalırlar. Hücre içi sindirim görülür. Endositoz yoluyla beslenirler. Fagositoz yaparken oluşan yalancı ayaklar, aynı zamanda hareket etmede görev alır.

Kökayaklılar içerisinde aynı zamanda kendi çevrelerine sert kalker ya da silisli kabuk salgılayan bazı bir hücreliler de vardır. Bu şekilde kök ayaklılarda yalancı ayak avının etrafını sarmaz fakat avını yakalamada görev alır. Av yalancı ayağın yüzeyine dokunduğu zaman mukus şeklinde salgılanan yapışkan sıvı avın yakalanmasını sağlar.

c) Silliler

Tatlı sularda yaşarlar. Hücre zarını saran pelikula vardır. Fagsitoz ve pinositoz ağız kısmından yapılır. Hücre içi sindirim görülür. Kontaktil kofulların temel görevi ATP harcayarak fazla suyu dışarıya atmaktır. CO2 ve NH3 difüzyonla atılır. İhtiyacı olan mineralleri aktif taşıma ile alır. Eşeysiz üreme görülür. Eşeyli üreme görülür. Eşeyli üremesinde çekirdek mayozu ve konjugasyon görülür.

d) Sporlular:

Örnek: Plazmodium malaria (sıtma paraziti)

Monoploid yapıdadır. Alyuvar hücresinin içinde çoğalır. Üreme döngüsünde eşeysiz ve eşeyli üreme birbirini takip eder. (döl almaşı = metagenez) Anofel cinsi dişi sivrisineklerin tükrük bezinde taşınır. Sıtmalı insanda vücut sıcaklığı nöbetler halinde yükselir ve düşer.

e) Cıvık Mantarlar

Bir hücrelidirler. Yalancı ayaklarıyla hareket ederler. Çok çekirdeklidirler. Saprofit ve parazit olanları vardır. Nemli yerlerde yaşarlar. Fagositoz yapanları vardır. Monoploid ve diploid olanları vardır. Selüloz çeper içerenleri vardır.

ALGLER

Alglerin adlandırılmasında içerdiği pigmentlerden dolayı aldıkları renk dikkate alınmıştır.

1) Diyatomeler: Tatlı ve tuzlu sularda yaşayanları vardır. Kamçısızdırlar. Bir ve çok hücreli olanları vardır. Diyatomeler kendi içerisinde hücre çeperlerinin ya da kabuklarının özelliklerine göre sınışandırılır. Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür. Diyatomeler ölünce kabukları su tabanına çöker. Bu çökeltiler birikerek diyatome toprağını oluşturur. Diyatome toprakları deterjanlar, cilalar, boya temizleyicileri, koku gidericiler, gübreler, renk gidericiler gibi ticari alanda katkı maddesi olarak kullanılırlar. Diyatome toprağı yüzme havuzu filtrelerinde ve izolasyon ürünlerinin bileşeni olarak kullanılır.

2) Esmer Algler: Genel olarak denizlerde yaşarlar. Bütün türleri çok hücrelidirler. Selüloz ve alginik asitten oluşan hücre çeperi vardır. Döl almaşı şeklinde üreme görülür. Gıda sanayinde kullanılır.

3) Kırmızı Algler: Genel olarak denizlerde yaşarlar. Birçoğu çok hücrelidir. Kırmızı alglerden agar, çikolatalı süt ve pudinglerin bazı katkı maddeleri, bazı salataların sosları, peynir ve dondurmanın içine konan bazı maddeler, şekerli krema ve lokum gibi şekerlemeleri nemli tutmaya yarayan bazı maddeler bu alglerden elde edilir. Döl almaşı görülür.

4) Yeşil Algler: Birçoğu tatlı sularda yaşar, az bir kısmı karalarda ve denizlerde yaşar. Bir ve çok hücreli olanları vardır. Bir çok yeşil algin çeperi selülozdur. Bazı bir hücreli yeşil alglerde çeper glikoproteinden oluşur. Eşeysiz ve eşeyli üreme görülür. Bazı bir hücreli yeşil algler bazı mantar türleri ile birliktelikenleri oluşturur. (karşılıklı fayda sağlayan ortaklık)

Bir hücreden çok hücreye geçiş canlıları:

KOLONİLER:

Bir hücrelilerle çok hücreliler arasında geçiş teşkil ederler. Bütün kolonilerde kamçı hareketi vardır. Bütün kolonilerde hücreler arası sitoplazmik bağlantı vardır. Bütün kolonilerde hücreler jelatinimsi örtü ile kaplıdır. Kolonilerde dokulaşma yoktur.

Özelleşmenin Faydaları:

Enerji tasarrufu. Olumsuz koşullara dayanıklı kalabilme. Büyüme, bir hücreye göre fazla olacağı için bazen düşmanlara karşı korunmada avantaj sağlar.

Özelleşmenin dezavantajları: İşbirliği görülmeyen kolonilerde her hücre bağımsız yaşayabilir. İş bölümü arttıkça hücrenin bağımsız yaşama şansı azalır. Ayrıca koloniden bazı hücrelerin ölmesi koloniyi oluşturan diğer hücrelerinde ölmesine neden olur.

Çok hücreliliğe geçişte karşılaşılan sorunlar:

Hücreler arası koordinasyon. Besin ve oksijenin diğer hücrelere dağılımı. Artıkların uzaklaştırılması. İç dengenin kararlı tutulması. Şeklinde ortaya çıkan sorunlar doku – organ ve sistemlerin gelişmesiyle çözümlenmiştir.

MANTARLAR (FUNGİLER)

Genellikle çok hücrelidirler, nadir olarak bir hücreli olanları vardır. Heterotrofturlar. Genellikle oksijenli solunum yaparlar. Oksijenli ve oksijensiz solunumu birlikte yapanları vardır. Hücre çeperleri genel olarak kitindir. Fakat mantarlardaki kitin böceklerdeki kitine göre daha esnektir. Bazı ilkel mantarlarda selüloz çeper vardır. Emilim (Absorbsiyon) yoluyla beslenirler. Parazit olanları vardır. Saprofit olanları vardır. Mutualist olanları vardır. Eşeyli ve eşeysiz olarak üreyebilirler. Eşeysiz üremelerini oluşturdukları sporlarla yaparlar.

Bir hücreli mantarlar hariç, diğer mantarlar hücresel uzantılardan meydana gelen hif (misel) adı verilen yapıyı oluştururlar. Hişerin bir araya gelmesiyle miselyum adı verilen yapı oluşturulur.

Miselyumların büyümesi çok hızlıdır. Mantarlar enerjisinin çoğunluğunu hişerin büyümesi için harcarlar. Bu sayede emilim yüzey alanını artırırlar.

İlaç yapımında kullanılır. Gıda sanayinde kullanılır. Biyoteknolojik çalışmalarda kullanılır.

Mantarlar çeşitlilik gösterir.

– Zigot mantarları (Zygomycota)
– Kese mantarları (Ascomycota)
– Kadeh mantarları (Basidiomycota)
– Küfler : Mayalar, Likenler

a) Zigot Mantarları: Karasal mantarlardır. Bitki ve hayvan atıkları üzerinde yaşarlar. Mikorhiza oluşturan önemli mantar grubudur. Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür. Mikorhiza, bitki kökleriyle bütünleşerek bitkiler için emilim yüzey alanını genişleten yapıdır.

b) Kese Mantarları: Su ve karasal ortamlarda yaşayanları vardır. Bitkilerde hastalık yapan türleri vardır. Bazıları yeşil alglerden belli türlerle birliktelik kurarlar. Bu birlikteliğe liken denir. Bazı kese mantarları mikorhiza oluşturur. Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür.

c) Kadeh Mantarları: Bitkisel kalıntıların önemli ayrıştırıcılarıdır. Mikorhiza oluştururlar. Parazit olanları vardır. Eşeyli ve eşeysiz üreme görülür.

d) Küfler: Büyümeleri çok hızlıdır. Eşeysiz üreme ile çoğalırlar. Saprofit ve parazit yaşayanları vardır.

e) Mayalar: Bir hücrelidirler. Nemli ortamlarda yaşarlar. Eşeysiz üreme ile çoğalırlar. Gıda sanayinde kullanılır. Parazit olanları vardır.

f) Likenler: Mantar, yeşil alg ve maviyeşil alglerin birlikteliğinden oluşur.

BİTKİLER

1) ÇİÇEKSİZ BİTKİLER

A) Damarsız Çiçeksiz Bitkiler:

Örnek : Kara yosunları

Monoploid evre gelişmiştir. İletim demetleri yoktur. (Odun ve soymuk boruları) Döl almaşı görülür. (Metagenez: Eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip etmesine denir.) Nemli yerlerde yaşarlar. Ayrı eşeylidirler. Mayoz bölünme sonucu doğrudan gamet oluşturamazlar. Örnek: Ciğer otu, Boynuzlu ciğer otu, Yıldız ciğer otu

Karayosununda Yaşam Döngüsü:

Gerçek bitki gametofitden gelişir. Spermin yumurtaya hareketi pozitif kemotaksidir. Sporofit, gametofit üzerinde asalak yaşar.

  • Gametofit >>> Gamet oluşturan evre
  • Sporofit >>> Spor oluşturan evre

B) Damarlı Çiçeksiz Bitkiler:

Örnek: Eğrelti otları

Diploid evre gelişmiştir. İletim demetleri vardır. Döl almaşı görülür. Hermafrodittirler. Mayoz bölünme sonucu doğrudan gamet oluşturamazlar.

Eğrelti otlarında yaşam döngüsü :

2) ÇİÇEKLİ BİTKİLER

A) Açık Tohumlular:

Örnekleri, Köknar, Porsuk ağacı, Sekoya, Servidir. Bütün türleri odunludur. Çok yıllıktırlar. Yaprakları genel olarak iğnemsidir. Çiçekleri gösterişsizdir. Çiçekler gösterişsiz olduğu için çok sayıda polen üreterek rüzgarla tozlaşma yaparlar. Tek döllenme görülür. Zigot döllenme sonucu oluşur (2n) Endosperm döllenme olmaksızın megagametofitin parçalarından oluşur. Odun borularından trake boruları yoktur. Soymuk borularına yardımcı olan arkadaş hücreleri yoktur.

B) Kapalı Tohumlular:

Otsu ve odunlu olanları vardır. Yapraklar geniştir. Tek ve çok yıllık olanları vardır. Çiçekler gösterişlidir. Her türlü tozlaşma vardır. (rüzgar, kuş, böcek, su.) Çift döllenme görülür. Zigot (2n), Endosperm (3n) dir. Trake boruları vardır. Arkadaş hücreleri vardır.

  • Endosperm: Embriyoyu besleyen besin dokuya denir.
  • Çenek : Besin depo yeridir.

HAYVANLAR

A) Omurgasızlar:

a) Süngerler:

Zemine bağlı olarak yaşarlar. Vücutları deliklidir. Koanosit adı verilen hücreler bulunur. Çok hücrelidirler. Sinir sistemleri yoktur. Üreme organları vücudun değişik bölgelerinde dağınıktır. Dolaşım, boşaltım, solunum sistemleri yoktur. Embriyonik gelişim gastrula evresinde kalmıştır. Mezoderm tabakası yoktur. Süngerlerde su vücut deliklerinden içeriye girer ve vücudun sonundaki büyük delikten dışarı çıkar. Su akıntısı koanosit hücrelerinin kamçı hareketi ile artırılır. Su akıntısı ile getirilen besinler koanasit hücreleri tarafından yakalanır ve yutulur. Yakalanan besinler besin kofullarında sindirilir. Bir kısmı da ameboid hücrelere iletilir. Su akıntısı sayesinde oksijen ihtiyacı karşılanır. Su akıntısı ile boşaltım atıkları atılır. Süngerlerde spongin adı verilen (genellikle kalsiyum karbonat yapılı) iç iskelet vardır. Çoğunluğu hermafrodittir. Ürettikleri spermaları dışarı vererek diğer süngerlerle çapraz döllenmeye imkan tanırlar.

b) Sölentereler:

Serbest ve zemine bağlı olarak yaşayanları vardır. İlkel sindirim boşluğu vardır. (Gastrovasküler boşluk) İlk kez sinir sistemine sölenterelerde rastlanır. (Diffüs=ağsı) Merkezi sinir sistemi yoktur. Embriyonik gelişme gastrula evresinde kalmıştır. Mezoderm tabakası yoktur. Dolaşım, boşaltım ve solunum sistemleri yoktur. Genellikle ayrı eşeylidirler. Etçildirler. Ağız çevresinde bulunan halka şeklinde dizilmiş tentakülleri ile avlarını yakalayarak gastrovasküler boşluğa doğru iterler. Atıklar ağız görevi de gören anüsten dışarı atılır. Tentaküllerde knidosit adı verilen savunma ve avı yakalamada görevli hücrelerle donatılmıştır.

c) Solucanlar

1) Yassı solucanlar:

Tek açıklık vardır. Bu açıklık ağız ve anüs görevi görür. Dolaşım ve solunum sistemi yoktur. Mezoderm tabakası vardır. İp merdiven sinir sistemi görülür. Merkezi sinir sistemi vardır. Besinler ağız yoluyla sindirim kanalına alınır. Besinlerin az bir kısmı hücre dışı sindirimle sindirilirken, büyük çoğunluğu hücre içi sindirimle sindirilir. Boşaltım sistemi vardır. (alev hücrelerinden oluşur) Çoğunluğu parazit yaşam gösterirler. Genellikle hermafrodittirler.

2) Yuvarlak Solucanlar:

Genellikle tatlı sularda yaşarlar. Çok hücrelidirler. Çift açıklık vardır. (ağız ve anüs ayrıdır) Vücut içindeki sıvı hidrostatik iskelet olarak besinlerin ve atıkların vücut içerisinde taşınmasında ortam sağlar. Yuvarlak solucanların vücut hareketi sıvının yayılmasını sağlar, böylece vücut boşluğu ve sıvısı dolaşım sistemi olarak görev yapar. Yuvarlak solucanların üremesinde bazı bireyler dişi bireyden gelişir (partenogenez) Döllenmemiş yumurtadan dişi bireyler oluşur. Bazı türlerinde iki tip yumurta oluşturulur. Yumurta tipinin birisi dişiyi oluştururken, diğeri erkek bireyi oluşturur. Erkek bireyler çok zayıf yapılıdırlar. Yumurtayı dölleyecek spermayı üretecek kadar yaşayabilirler. Döllenme sonucu meydana gelen zigotlar, kurak ortamda da yaşamlarını sürdürebilirler. Ortam şartları uygun olduğunda zigottan dişi bireyler oluşur.

3) Halkalı Solucanlar:

Sucul olanları ve nemli topraklarda yaşayanları vardır. Vücut yüzeyleri tek katlı epitel ile örtülüdür. Vücut yüzeylerine yakın bol miktarda kılcal damar vardır. (Gaz alışverişine kolaylık)Kapalı kan dolaşımı görülür. Çift açıklık vardır. Sindirim sistemi gelişmiştir. Genellikle hermafrodittirler. Kalpleri yoktur. Bazı damarlar kalp görevi görür. Boşaltım nefridyum adı verilen sistemle yapılır.

d) Yumuşakcalar:

Genellikle sucul canlılardır. Yumuşakçalarda vücut üç ana kısımdan oluşur. Harekette işlev gören, vücudun ön kısmında bulunan ayak yapısı. Sindirim sistemini, boşaltım organlarını, kalbi ve iç organları içeren ve aya¤ınüzerinde yer alan iç kitle.
Birçok türde dış iskeletin oluşumunda etkili salgı bezlerini ve iç kitleyi örten manto. Manto iç kitlenin kenarlarından sarkarak manto boşluğunu oluşturur. Manto boşluğunda genellikle solungaçlar bulunur.

Açık kan dolaşımı görülür. Açık kan dolaşımında kan sürekli damarlar içerisinde dolaşmaz. Sinüs adı verilen vücut boşluklarına dökülür. Açık kan dolaşımına sahip canlılarda kılcal damar ve bazılarında toplar damar bulunmaz. Genellikle ayrı eşeylidirler.

e) Eklem Bacaklılar:

Vücutları Segmentlidir. Kitinden oluşan dış iskelet vardır. Kitin dış etkilere karşı koruma ve su kaybını önlemede görev alır. Dış iskelet büyüme ve hareketi sınırlar. Dış iskelete kaslar iç yüzeyden bağlıdır. Karasallarda azotlu atık ürik asittir. Sucul eklem bacaklılarda azotlu atık amonyaktır. Sucul eklembacaklıların baş kısmında bulunan bazı bezler boşaltımda görev alır. Karasal eklem bacaklılarda boşaltımda genel olarak (azotlu atıklar için) malpighi tüpleri görev alır. Eklem bacaklıların gözleri, koku almalarını, dokunmayı ve kokuyu algılayan antenleride içine alan çok iyi gelişmiş duyu organları sayesinde çevreye uyum sağlarlar. Eklem bacaklılarda açık kan dolaşımı görülür. Sucul eklem bacaklılarda solunum tüy şeklindeki solungaçlarla yapılır. Karasal eklem bacaklıların bazılarında kitapsı akciğer adı verilen yapılar solunumda görev alır. Böceklerde solunum trake boruları ile yapılır.

1) Kabuklular :

Çift antenleri vardır. Mandibulalı ağız yapıları vardır. Genel olarak solungaçlarla gaz değişimi yaparlar. Genel olarak ayrı eşeylidirler. İç döllenme görülür.

2) Örümcekler :

Baş ve gövdeden oluşan iki ana vücut bölümü vardır. 4 çift üyeleri vardır. Basit göz yapısı vardır. Kitapsı akciğer ve trake sistemi ile gaz alışverişi yaparlar. Parazit olanları vardır.

3) Çok Ayaklılar :

Binayaklılar otçul beslenirler. Çiyanlar etçil beslenirler. Çiyanlar içerdiği zehir tırnağı sayesinde avlarını felç ederler.

4) Böcekler:

Dış iskelet kitinden oluşmuştur. İç döllenme – dış gelişme görülür. Genel olarak azotlu atıkları ürik asittir. Düz ve çizgili kaslara sahiptir. Petek göz yapısına sahiptir.

Ağız yapıları;

– Delici
– Emici
– Yalayıcı
– Parçalayıcı şeklinde olabilir.

Gelişmiş sinir sistemi vardır. (Ganglionlardan oluşur) Açık kan dolaşımı görülür. Dış parazit olanları vardır. Sindirim sistemleri gelişmiştir. Trake solunumu görülür. Başkalaşım görülür. (Metamorfoz)

f) Derisi Dikenliler :

Genel olarak suların diplerinde yaşarlar. Basit iç iskeletleri vardır. Derisi dikenlilerin çoğunluğunda vücut yüzeyinde iç iskeletten dışa doğru çıkan dikenler bulunur. Derisi dikenlilere özgü olan su damar sistemi tüp ayak denilen uzantılarla dallanan ve içinde sıvı bulunan kanal ağından oluşmuştur.

Tüp ayaklar:

– Hareket
– Beslenme
– Gaz alışverişi gibi faaliyetlerde görev alır.

Dış döllenme görülür. Işınsal sinir sistemi görülür. Metamorfoz görülür.

B) KORDALILAR:

Genel Özellikleri;

Sırt kısımlarında ilkel bağırsağın boğumlanması sonucunda omurilik ile bağırsak arasında boydan boya uzanan ve destek görevi yapan esnek, segmentleşmemiş sırt ipi taşırlar. Sırt ipinin özellikle omurgalılardaki kofullu iç hücreleri, hidrostatik basınçlarından dolayı korda kılıfını gergin tutar. Sırt ipi, omurgalı hayvanlarda embriyonik gelişimin ileri evrelerinde yerini omurgaya bırakır. Kordanın üzerinde ektodermden meydana gelen nöralboru şeklinde sinir sistemi bulunur.

Ön bağırsak (yutak) sayısı fazla olabilen yarıklarla yanlarda delinerek solunum organına dönüşmüştür. Ağızdan alınan su, bu yarıklardan dışarıya verilir. Yutak, evrimsel olarak besin alımına hizmet eder. Balıklarda yutak solungaçlarla bağlantılıdır. Yutak karaya çıkmış omurgalılarda akciğeri oluşturur. Yutağın karın tarafında bulunan silli ve bezli bir oluk omurgalılarda troid bezini oluşturur. Dolaşım sistemleri kapalıdır. (Tulumlular hariç) Boşaltım nefridyumlarla yapılır.

Kas ve nöral boru içeren bir kuyruk vardır ve bu kuyruğun içerisindeki kuyruk bağırsağı körelmiştir. Vücut hareketi içerdiği boyuna kaslarla gerçekleşir. Dış döllenme görülür. Üreme döngülerinde metagenez (döl almaşı) görülür. Eşeysiz üreme tomurcuklanma ve vejatatif çoğalma şeklinde olmaktadır. Başkalaşım görülür.

C) OMURGALILAR:

Gelişmiş iç iskelet bulunur. Bütün üyelerinde kapalı kan dolaşımı görülür. Solunum organı ile yutak bağlantılıdır. Üreme sistemi ile boşaltım sistemi bağlantılıdır. Gelişmiş beyin yapısı bulunur. Kaslı kalp yapıları vardır. Alyuvarların içerisinde hemoglobin bulunur.

1) Balıklar:

a) Çenesiz Balıklar:

Yüzgeçleri tektir ve kıkırdak yapılıdır. İskelet kıkırdak yapıdadır. Solungaç solunumu yaparlar. Kalpleri iki odacıklıdır. Değişken ısılıdırlar. Derileri pulsuz, kaygan bir salgıyla örtülmüştür. Eşeysel bezleri tektir. İç kulakta iki tane yarım daire kanalı bulunur. Etçildirler. Yanal organ vardır. Koklama organı tektir, fakat sağdan ve soldan gelen sinirlerle donatılmıştır.

b) Kıkırdaklı Balıklar:

İç iskelet kıkırdaktan oluşmuştur. Beyindeki koklama lobu gelişmiştir. Çift yüzgeçleri vardır. Yüzgeçler dengede görev alır. Hareket kuyruk vuruşları ve vücudun dalga şeklindeki hareketi ile meydana gelir. Yüzme keseleri yoktur bu nedenle suyun dibine batmamak için sürekli hareket ederler. Belirgin dişleri vardır. Etçildirler. Solungaç solunumu görülür. Solungaçlarında bir gelen diğeri giden solungaç yayı atardamarı bulunur. Solungaçları kapaksızdır. Yanal organları vardır. Yanal kanal; porlar aracılığı ile yanal kanala ulaşan titreşimleri ve su akıntısını algılayan bir organdır. Kalp iki odalıdır. Genel olarak iç döllenme görülür. Genel olarak değişken ısılıdırlar. Fakat bazıları sabit ısılıdır.

c) Kemikli Balıklar:

İç iskelet kemikten oluşmuştur. Vücutları kemik pullarla örtülüdür. Kalpleri iki odacıklıdır. Solungaç solunumu görülür. Solungaçları solungaç kapağına sahiptir. Solungaçlara alınan suyun akım yönü ile kanın akım yönü terstir. Balıklarda küçük kan dolaşımı görülmez. Dış döllenme dış gelişme görülür. Balıklarda embriyoyu saran amnion zarı bulunmaz. Dış döllenme – dış gelişme görülür. Çift yapılı yüzgeçler bulunur. Birçok kemikli balıkta elektrik organı vardır. Elektrik organları düşmanları korkutmak için ya da avlarını hareketsiz hale getirerek yakalamak için avantaj sağlar. Kemikli balıklarda hareket kuyruk yüzgecini her iki tarafa vurarak vücudu ileriye doğru hareket ettiren kuyruktur. Derin sularda yaşayan balıklarda ışık yayan hücreler vardır. Yumurtaları kabuksuzdur.

Embriyonik gelişim sırasında azotlu atıklarını doğrudan difüzyonla dışarıya verdikleri için allantois adlı azotlu atık depolayan yapıları yoktur.

Kurbağalar :

Vücut yüzeyleri nemli ve pulsuzdur. Larva döneminde solungaç solunumu yaparlar. Ergin dönemde deri ve akciğer solunumu yaparlar. Deri yüzeyine yakın bol kılcal damar bulunur. Kalpleri 3 odacıklıdır. Soğukkanlıdırlar. Havalar soğuduğunda dışarıdan yeterli ısı alamazlar, dokulara giden oksijen yeterli gelmez, bu nedenle metabolizmalarını minimuma düşürerek uyum sağlarlar.
Azotlu artıkları üredir. Başkalaşım (Metamorfoz) görülür. Dış döllenme – dış gelişme görülür. Amnion zarı yoktur. Genel olarak erkekleri ses çıkarma özelliğine sahiptir. Ses, ağız ve burun açıklıkları kapalı iken, havanın akciğerler ve ağız boşluğunun tabanı arasından değişik yönlere pompalanması sırasında gırtlakta bulunan ses yarığındaki zarların titreştirilmesiyle ortaya çıkar. Birçok kurbağa savunmada zehir bezlerini kullanır. Kurbağalar yurt savunmasını ötme davranışı ile yaparlar. Kaburga kemikleri göğüs kemikleri ile bağlı değildir.
Yumurtaları kabuksuzdur. Azotlu atıklarını difüzyonla doğrudan dışarı verdikleri için embriyonik gelişimde allantois adlı boşaltım atığı depolayan yapı yoktur.

Sürüngenler :

Vücut yüzeyleri pullu ve kurudur. Deri değiştirme özellikleri vardır. Kaplumbağalarda vücudu dıştan örten karapaks vardır. Karapaks bir iskelet değildir. Kalpleri 3 odacıklı, kalplerinde yarım perde zar vardır. Timsahlarda kalp 4 odacıklıdır. Timsahların kalbinde panizza kanalı bulunur. Bütün sürüngenlerde temiz ve kirli kan birbirine karışır. Timsahlar suyun altındayken paniza kanalı açık, suyun yüzeyine çıktıklarında panizza kanalı kapalıdır. Soğukkanlıdırlar. Akciğer solunumu yaparlar. Azotlu atıkları ürik asittir. Amnion zarı vardır. Allantois vardır. Yumurtaları kabukludur. İç döllenme – dış gelişme görülür.

Sürüngenlerde savunma şekilleri farklılık gösterir.

– Ses çıkarma
– Kuyruk gösterme ve sallama
– Ölü taklidi yapma ve yumak gibi kıvrılma
– Koku çıkarma ve kan kusma
– Dikkati çeken hareketler yapma
– Mimikri (zehirli bir yılanı taklit etme)
– Ortama renk uyumu sağlama
– Tükürme davranışı

Kuşlar:

Deriyi örten tüyleri vardır. Ayak yapıları yaşadığı ortama göre değişir. Gaga yapıları yaşama şekillerine göre değişir. Gaga besinin tutulması ya da yakalanmasında, taşınmasında, parçalanmasında ya da koparılmasında, düşmanlarına karşı savunmada, tüylerin düzeltilmesinde, yuva yapımında ve buna benzer birçok işte kullanılır. Ayaklarında bulunan tırnakları parmakların korunmasında ve çeşitli yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde kullanılır. Dişleri yoktur. Ayaklarında bulunan tırnaklar parmakların korunmasında ve çeşitli yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde kullanılır.

Pullar: Genellikle bacakların ve ayakların tüysüz kısımlarında, gaganın açık yan kısımlarında ve bazen boyunda bulunan epidermis kökenli yapılardır. Akciğer solunumu yaparlar. hava keseleri vardır. Akciğerlerinde zarsı diyafram vardır. Alınan hava ile kan arasında ters akım gerçekleşir. Soluk alma sırasında arka hava keseleri oksijen ile dolarken, ön hava keselerine akciğerlerden karbondioksit geçer. Soluk verme sırasında arka hava keselerindeki oksijen akciğerlere geçerken, ön hava kesesindeki karbondioksit atmosfere verilir.

Alınan havadan hem alırken hem de verirken faydalanırlar. Kalpleri 4 odacıklı (2 kulakcık – 2 karıncık) Temiz ve kirli kan karışmaz. Hipotalamusta ısı sabitleyen merkez var. Sabit ısılıdır. Azotlu atıkları ürik asittir. Kireç kabuklu yumurtaları vardır.  İç döllenme – dış gelişme görülür. Amnion zarı ve Allantois bulunur.

Memeliler:

  • Kalpleri 4 odacıklıdır. (2 kulakcık – 2 karıncık) Temiz ve kirli kan birbirine karışmaz. Hipotalamusta ısı sabitleyen merkez bulunur.
  • Sabit ısılıdır.
  • Sadece memelilere özgü olan özellikler;
  • Süt bezleri
  • Kaslı diyafram
  • Olgun alyuvarların çekirdeksiz olması
  • Akciğerlerinde hava keseciklerinin (alveol) olması
  • Ter bezleri (bazı memeliler hariç)
  • Kıllar (bazı memeliler hariç)
  • Beyin yarım kürelerini üstten bağlayan nasırlı cisim bulunur.
  • Beyincik yarım kürelerini bağlayan pons (varol köprüsü) bulunur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
buraya adınızı giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.